16/4/2008 - silahlanmaya hayır
Tarım Fuarlarında Sergilenen Ateşli Silahlar
Kan davaları, gençler arasında süren silahlı bıçaklı kavgaları, yetişkinlere duyulan kızgınlığın en akıl almaz şekillerde uygulanan şiddet eylemleriyle dışavurumunu, kadına yönelik şiddet suçlarının hiç de azalmadan devam ettiğini defalarca kanıtlayan olaylarla sık karşılaştığımız bu günlerde; “toplumsal zihniyet” dediğimiz alandaki “bizi biz yapan” malzemeyi gösteren bir haberle karşılaştık geçen hafta. Gündemdeki yoğunluk nedeniyle kolaylıkla dikkatlerden kaçmış olan bu haber, geleneksel zihniyet yapımızdaki şiddet-insan ilişkisinin güçlü bağını, ekonomik açıdan sektörel kârın ve kültürel eğilimlerin kutsallığını kullanan söylemlerin maskelediği gerçeklere dikkat çekmek açısından son derece önemli. DHA Diyarbakır muhabiri Ramazan Yavuz’un, geçtiği haberin başlığı: “Tarım fuarında organik tabancalar” idi. Diyarbakır’da düzenlenen bir tarım fuarında -başlıktan da tahmin edileceği üzere- yer alan standlardan bir tanesi “ateşli silah” standıymış. Haberi kaleme alan muhabir de şaşırmış olacak ki, haberin girişinde yorumunu belirtmeden edememiş:
“Organik tarım fuar alanı içinde açılan fuarda sergilenen silahları gören ziyaretçiler, ‘Bunlar da herhalde organik tabanca’ olsa gerek diye düşündürmüş olmalı.”
Haberden öğrendiğimize göre, bu fuarın en fazla ilgi gören standı da yine bu silah standıymış. Yalnızca yetişkinler değil, yaşları 10-13 arasında değişen çocuklar da bu standdaki silahları izlemekte çoğunluğu oluşturmuşlar....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/2/2008 - asgari ücret mi..?
asgari ücret,açlık sınırının çok çok altında kalmaya devam ediyor.
bu gidişe nasıl son verilecek,kimler son verecek ,tüm bunlardan hiç bahseden de olmuyor.
sendikaların uğraşlarıda basına yansıdığı ile kalıyor.
ülkemizi refaha,zenginliğe ulaştırmak adına halkımızın oylarını alanlar,iktidarı ile ,muhalefeti ile,
hep başka çalışmalar içindeler.
bir sonraki seçimi nasıl daha az kayıpla kapatırızın hesabındalar.köylü yorgun,işçi,memur,emekli yoksullukla mücadele derdinde,işsizler çaresiz,her gün yeni bir umut peşinde...
güzel ülkemizin güzel insanları tüm bunları hak etmiyor.
eyyyy,milletin vekilleri..
oyları ile kurulduğunuz sırça köçklerinizden,birazda halkın sesine kulak verin.
günden güne biten umutların yeşermesi için neler yapılacaksa biran önce yapın,
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/1/2008 - yayın hayatına başlarken-ilk kıvılcım
MERHABA..
Gazetemizin ilk sayısını sizlere sunmaktan gurur duymakla beraber heyecanımızı bizlerle paylaştığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılarımızı sunuyoruz. Sizlere ailece okumaktan keyif alacağınızı umduğumuz bir gazete hazırladık. Bu gazeteyi sizlerle birlikte yaşatmak, sizlerle birlikte yükseltmek amacındayız. Ticari bir endişe taşımadığımız için malını satan tüccarlar gibi gazetemizi övmek niyetinde değiliz; ama şunun bilincindeyiz ki, sizlerle birlikte Türkiye’nin en çok okunan gazetesi olacağız. Hedefimiz; Ülkemizde yaşanan çarpıklıklara değinmek, belki bazı gazetelere örnek olmak, asıl hayatın televizyon dizilerinde gösterildiği gibi süslü olmadığını vurgulamak, gazetemizin sayfalarında öteki Türkiye’yi göstermek ve gazetemizi Kars’ta koyun otlatan çobana, Erdemir’de çalışan bir işçiye, Edirne’deki gümrük memuruna, Adana’daki pamuk işçisine, Ankara’ daki bürokrata, Diyarbakır’daki ev hanımına ulaştırmaktır. Bizi; kimin nerede tatil yaptığı, nerede yemek yediği, kiminle evlenip kiminle boşandığı ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren; kimin gece aç uyuduğu, kimin evine ekmek götüremediği, kimin ayağına giyecek ayakkabısı olmadığı, kimin ekmeğini paylaşarak yediği, kimin komşusu açken rahat uyuyamadığı, kimin çevreye ve hayvanlara duyarlı olduğudur. İlk Kıvılcım’ ı sizlerin desteği ile başlattık, oluşacak alevin ısısını ve ışığını tüm Türkiye’ye yaymak temennisi ile… Sağlıklı ve mutlu yaşamlar… İlk Kıvılcım Ekibi
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/11/2007 - yaşam askıda
İtalya'da Venedik‘in kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Barda, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri, barmene "due caffee, uno sospeso" (iki kahve, biri askıda) dedi, iki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti. Barmen de duvar üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da “trio caffee, uno sospeso"(üç kahve, biri askıda) dediler, üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Barmen "askı“ ya yine bir küçük kağıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu.
Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmen’e "uno caffee sospeso "(askıdan bir kahve) dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Barmen ise duvardaki askıya taktığı kağıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöp kutusuna attı. Bu gözlemimizin sonunda, gözlerimizi yaşartan, fakat kesinlikle örnek almamız gereken bir “İtalyan toplumsal terbiyesi" öğrendik:
Bir Venedikli için, yaşamsal olmasa da kahve, günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek düzeydeki kişiler, kendileri bir kahve parası daha ödüyorlar. Yardım ettiği kişiyi görmedikleri için bu kişiler de daha mutlu oluyorlar, kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor. Yardım eden ile alan arasında, bu caffe-bar'daki garson gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor. İçeri giren yoksul bir kişinin "Bana askıda kahve var mı?" diye sormasına gerek bırakmamak için "askıda kahve olduğunu" belirten kağıt parçalarını kolaylıkla görünebilen bir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır. (alıntıdır)
bu uygulamanın bı benzerıde bızım ulkemızde var askıda ekmek adı altında.bazı sehırlerde cok azda olsa bazı fırınlarda bu uygulama hala mevcut.ama yaygın degıl malesef.bunu bır kampanyaya donusturerek yaygınlastırabılırız.ben bunu bugun bı komsumuzla konustum cok hosuna gıttı ve yarında mahallemızın fırıncısıyla konusacam.tek basıma ne kadar basarılı olabılırım bunu bılmıyorum.sızlerden de yardım ıstıyorum.bu forumda herkes farkı kentlerden katılıyor.el ılanlarıyla bu ıse baslayabılırz ınsanları bılgılendırmek ıcın.veya herkes kendı sehrındekı gazetelere ılan verebılır ve bu sekılde bır kampanya baslatıp bunu yaygınlastırabılırz.kendı sehrımızdekı kendı mahallemızdekı fırıncılarla gıdıp konusabılırız.sızlerın bu konudakı dusuncelerınızı ogrenmek ısterım
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/10/2007 - yardımlar ”yardım” gibi yapılsın
Yazımın başlığını artık birileri bu rezalete dur desin diye düşünmüştüm ama sonradan vazgeçtim.çünki kimsenin aldırış ettiği ve dur diyeceği yok.herkes gidişat tan memnun.tv.sahibi reytinğ peşinde dernek yönetimleri reklam derdinde.o proğramlarda malzeme olarak kullanılanlar ve o proğramları izleyen bizler kimsenin umurunda değiliz.olurmuyuz hiç.blakis adamların işi bizleri daha çok etkileyebilmek için yeni senaryolar üreterek eskiyen imajlarını yenilemek ve devamlı gündemde kalmak.bazı proğramlarda vatandaşların zorla ağlatıldığını.yardım etmenin tv.lere çıkmak olarak şart koşulduğunu bilmeyen kalmadı.beyler-bayanlar yazıktır günahtır.bizim dinimizde yardımın sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektği yazılıdır.(70 milyona izletmek değil)bu proğramlar yüzünden vatandaşlarımız yardım etmekten bile geri durur hale gelmişlerdir.türkiyenin bildiği gerçekleri sizler bilmiyormusunuz yoksa işinizemi öyle geliyor.hele o gencecik okula giden çocukları çirkin emellerinize alet etmeyin.yardım yaparken yazık ediyorsunuz,günah işliyorsunuz.o çocukların ertesi günü okula gittiklerinde arkadaşlarının arasında duyacakları ezklik hiçmi aklınıza gelmiyor.isterseniz bir an için o çocukların yerine kendi çocuklarınızı koyun ve birde o pencereden bakın yardım dağıtma şenliklerinize.akıtılan sahte timsah gözyaşları artık ekranların bu yüzünden alenen belli oluyor.lütfen kendi çocuklarınıza yakıştıramadığınız hiç bir hareketi başka çocuklar üzerinde uygulamaya çalışmayın.iğneyi önce kendinize,sonra çuvaldızı başkasına batıracaksınız.eğer iğneyle canın acıyorsa,çuvaldızı başkasına batırmaya çalışmayacaksın.bu kadar insanın ahını almak hiçte iyi değildir.alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste...sizler için yardım yapılması değil önemli olan,o yardımın daha çok acıklı hale getirilerek verilmesi.herhalde bir yardım dağıtımı esnasında en az 3 kamera çekim yapıyor olmalıki,her açıdan çekimler rahatlıkla izleniyor.holwoydda çeklien filmlerde bile bu kadar çok kamera kullanılacağını sanmam..birebir yaşadığım bir olayı burada anlatayımda çocuklarımızın ne kadar onurlu olduklarını bilin.yahyalar da bir ilkokul öğrencisi ni okula çantasız giderken gördüğümde neden çantasının olmadığını sordum.fakir olduklarını ve okulda dağıtılan çantanın üzerinde yardımı yapan kuruluşun adının yazılı olmasından dolayı çantasız okula gittiğini söyledi.sizler bu şekilde yardım dağıtmakla hem yazık edip hemde günah işlemenin yanısıra,çaresiz yoksul aile çocuklarının onursuz birer birey olarak yetişmelerinede sebep oluyorsunuz.bir defa onuru kırılanlardan kolay kolay onurlu davranış beklemek mümkünmü.bilmeden yaptığınız bu yıkımların vebali çok ağırdır.altından kalkamazsınız.hepimizin amacı onurlu,çalışkan,dürüst nesillerin yetişmesi için çalışmalar yapmak olmalıdır.YARDIM gerçek ihtiyaç sahiplerine ,yerinde ve zamanında verilendir.öyle reklam amaçlı yapılan yardımlara yardım denmez.dense dense promosyon denir.ülkemizde dağıtılan yardımların &60 ının yerine gitmeyen yardımlar olduğunu biliyoruz.işte örnek,eğer bunca toplanan yardımlar yerli yerinde dağıtılsa veya değerlendirilse idi,hala okulsuz öğrenciler,işsiz-bataklığa sürüklenen gençler,yoksulluktan cinnet geçiren insanlar,açlık sınırının yarısındaki asgari ücretle çalışmak için sırada bekleyenler ve çöpten yiyecek toplayan anneler olmazdı.işte örnek,ülkemizde bunca sıkıntılar yaşanırken.dış ülkelere tırlarla,uçaklarla,gemilerle yardım götürülmezdi.devletin yaptığı yardımlara sözümüz yok.uluslararası antlaşmadır devlet eliyle dış ülkelere yardım yapılır,peki türk insanı adına yardım toplayan vakıflara ve derneklere ne demeli.sözüm ona türkiye de açlığı ,yoksulluğu bitirmişler dış ülkelere açılıyor arkadaşlar.burada karamsar tablo çizmek istemiyorum ama gözlüklerinizi atarak etrafınıza iyice bakın.iyi bakında ankaranın göbeğinde hiç kimsesi olmayan iki erkek kardeşin kiraladıkları gecekonduda hafta sonları simit satarak okumaya çalıştıklarını görün.10 nüfuslu aile ile 2 nüfuslu aileye aynı yardımın yapılmasının pekte doğru olmadığını ilkokul 2 sınıf öğrencisine sorarak öğrenin.ve bir çok yardım dağıtımlarındaki organizasyon bozukluğundan dolayı,yaşlıların,kadınların,çocukların ezilme tehlikesi geçirdiklerini görün.kısacası ya bu işi layıkı ile yapın yada çekilin kenara da,daha fazla kendinizi acınır hale getirmeyin.unutmayın sizler ticari kuruluş değilsiniz.yardım edilen çaresiz vatandaşlarımızı reklam aracı olarak kullanmaya hiç bir kuruluşlun hakkı yok ve çok ayıp.umarım bu ayıplardan tez uzaklaşır gerçek görev bilinciyle çalışmalarınıza devam edersiniz.hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı,onurlu,çalışan,üreten bir türkiye dileğiye. iletişim: markobabaankara@hotmail.com
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
gerçek ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak ve iş imkanı sağlamak
Kategoriler
Arkadaşlarım
• morbiryel • dilarahilal
|